KOBİ’lerin bilinen sorunları içinde “verimlilik sorunları” önemli bir yer tutmaktadır. Dünyada genel kabul gören anlamıyla verimlilik; ortaya konan ürünlerin değerinin ya da miktarının, bu
Ürünü elde etmek için kullanılan kaynakların değerleri ya da miktarları toplamına oranlanması yoluyla bulunan değerdir. Diğer bir ifadeyle aynı kaynaklarla, daha fazla ürün, çıktı ya da başarılı sonuç elde etmektir.
Verimlilik, işletme performanslarını doğrudan etkileyen bir faktördür. Bu yüzden üretim sürecinde kullanılan iş gücü, arazi, makine, enerji gibi kaynakların etkin kullanılıp kullanılmaması işletmeler için değerli hale gelmektedir. En iyi girdi bileşimleri ile en yüksek seviyede üretim düzeyine ulaşmaları işletmelerin hedeflerinden biridir.
İşletme düzeyinde verimliliğin artırılması, işletme içindeki çabaların yanında, destekleyici makroekonomik politikalar, etkili ulaşım ve iletişim bağlantıları, yaratıcılığı ve yeniliği destekleyen ve ödüllendiren düzenlemeler gibi uygulamaları olan, uygun ulusal altyapıya da bağlıdır.
Verimlilik işletmenin başarısını ve kârlılık durumunu temsil eder. Piyasa koşullarına ayak uydurup uyduramaması verimliliğine de bağlıdır. Örneğin teknolojik geliştirmelere ayak uydurabilirse gerçek maliyet değerleri düşebilir, bu da girdiyi azaltır. Girdi azaldığı için işletmenin verim oranında artış meydana gelir ve verimliliği artar. İşletmeye artı bir özellik kazandırır. Yani teknoloji gelişmeler işletmelerin verimliliğini etkileyen en büyük nedenlerden bir tanesi olarak gösterilir. Verimlilik işletmenin genel işleyişini etkiler. Yöneticiler için olmazsa olmaz koşullar birisidir. Verimliliğin artması teknik ve ekonomik şartları olumlu yönden etkiler, bu durum da işletmeler için önemli hale gelir.
İşletme düzeyinde verimlilik yönetimi, genel yönetim sürecinin önemli bir parçasıdır. Bir sistemdeki çıktılarla girdiler arasındaki ilişkilere dayanan planlama, organize etme, önderlik yapma, kontrol etme ve eşgüdümleme faaliyetlerinin tümünü içerir. Verimlilik, örgütsel performansı gösteren tek gösterge olmamakla beraber, özellikle günümüzün artan rekabetçi pazarında hala önemli ve hayati bir unsur olma özelliğini korumaktadır. Verimlilik ölçümü ve gelişimine ilişkin amaçlar, hedefler ve programlar günümüz işletmelerinin günlük faaliyetleriyle ve yönetim sistemleriyle bütünleştirilmelidir.
Yüksek verimlilik, etkili iş birliklerinin kurulmasını ve takım çalışmasını gerektirir. Örneğin, üreticiler arasında, çalışmalarını kendi tedarikçileriyle, değer zincirinin ve tedarik zincirinin diğer üyeleriyle ortaklaşa yürütenlerin sayısı gittikçe artmaktadır. İşletme içinde, yeni ürünler, daha tasarlanırken verimlilik ölçütlerine dikkat edilerek geliştirilmektedir.
Verimlilik yönetiminin iki temel işlevi olan verimlilik artırma tekniklerinin planlanıp uygulanması ile verimlilik ölçme ve değerlendirme sisteminin kurulması çalışmaları, aşağıdaki “verimlilik ilkeleri” dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir:
- Doğru işi yapmak (doğruluk ilkesi)
- Yapabileceğinin en çoğunu ve en kalitelisini yapmak (iyilik ilkesi)
- Yapılanın toplumsal yararını sorgulamak (toplumsallık ilkesi)
- Sonucun toplumsal maliyetini çıkarmak (toplumsal maliyet ilkesi)
- Bireyin kendini, toplumu, ülke, dünya ve doğayı tanıması (bilme ilkesi)
- Mevcut ve potansiyel kaynakların tanınması, tanımlanması (farkında olmak ilkesi)
- Kaynakları doğru kullanmak (teknik olma ilkesi)
- Kaynakları tam kullanmak (ziyan etmeme ilkesi)
- Kaynakları zamanında ve yerinde kullanmak (uygunluk ilkesi)
- Kaynakları en ucuz, en az kullanmak (ekonomiklik ilkesi)
- Her kaynağın fayda-maliyet analizini yapmak (analitik olma ilkesi)
- Girdi seçimini doğru yapmak (en uygun bileşim ilkesi)
