Günümüzün hızla değişen iş dünyasında, tek bir konuya dayalı becerilere duyulan gereksinim yerini öğrenme ve uyum sağlama becerilerine bırakmaktadır. Her gün daha fazla örgüt, çalışanların kendi performanslarını değerlendirebilecekleri, kendi çevrelerindeki engelleri aşarak potansiyellerini en yüksek düzeye çıkarabilecekleri yöntemler araştırmakta, kendi içlerinde eğitim ve öğrenme birimleri oluşturmaktadırlar. İş dünyasının bugünkü durumu ve geleceği, şirketlerin köklü bir yeniden yapılanma sürecinden geçmelerini gerekli kılmaktadır. Bu yapılanmanın etkili olabilmesi için altyapıyı oluşturan düşünce ve tutumların gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bir örgütte egemen olan kültür, özellikle yüksek düzeydeki yöneticilerin kültür ve tutumlarının dışa vurumudur. Liderlerin yönetim biçimi, örgütün işleyişi ile bütünleşmektedir. Örgüt içindeki derecelerimiz ne olursa olsun, her birimiz kendi çevremizde birer liderizdir. Kendimizi tanıyarak, iç dünyamızı değerlendirerek çevremizde değişim yaratabiliriz.
Kişinin kendini tanıması; iş yaşantımızı, işimizi iyi yapmak, sorumluluk almak, çalıştığımız kişilerle olan ilişkilerimiz, geleceğe dair planlarımız, hedeflerimiz gibi birçok farklı dinamiğin birleşmesinden ortaya çıkan bir bütün olarak görmeli ve bu konuyu da ‘büyük resme’ bakarak yorumlamalıyız. Çünkü, aslında yaşantımız bir bütün: Ailemiz, işimiz, kişisel gelişimimiz ve çevremiz, romantik ilişkilerimiz de bu bütünün parçaları. Bu nedenle motivasyonu da tek tek parçalarda değil hayatımızın bütününde aramamız gerekmektedir. Örneğin, bundan önce iş yerimizde kendimizi daha iyi hissediyorduk ama son zamanlarda daha farklı hissediyoruz ya da iş yaşantımızda daha olumsuz duygular hissediyoruz gibi sorunlara mutlaka yaşantımızın tümüne bakarak cevap vermemiz gerekmektedir. Kişi, öncelikle kendi içine dönmeli ve cevapları orada aramalıdır. Öncelikle, kendimize bakıp kendi yaşantımızda yolunda gitmeyen bir şeyler var mı bunu bulmamız gerekiyor. İlişkimizle ilgili bir sorun aile yaşantımızı, aile yaşantımızla ilgili bir sorun iş yaşantımızı dolayısıyla kariyerimizi etkileyebilir. İşte, NLP bu noktada devreye giriyor. NLP yardımıyla sorunlu alanları bulabilir ve bu alanlar içinde çözüm arayabiliriz. Çünkü, sorunlu alan tüm hayatımıza yayılan etki bırakmaktadır. Bununla ilgili adım atmak ve çözümlemeye çalışmak tüm bakış açımızı değiştirir. Her şey sırasıyla zincir reaksiyonu olarak ilerler. Eğer hayata karşı bakış açımızı değiştirirsek işe karşı bakış açımızı da değiştirebiliriz. Bu sayede algımız değişir, daha iyi odaklanabiliriz, kaynaklarımızı daha iyi kullanabiliriz.
Peki kendimizi tanımak ve daha sonrasında bunu değerlendirerek iç dünyamız ve çevremizdeki değişimi yaratmanın NLP kavramı ile ilgisi nedir?
NLP bir davranış şeklidir ve hayata, az rastlanan bir öğrenim fırsatı olarak bakmaktadır. İnsanları etkileyen iletişim biçimleri ve neyin öğrenmeye değer olduğu konularında ustalaşmayı amaçlamaktadır. NLP’nin açılımında yer alan Neuro; yaşamdaki tecrübelerin sinir sistemi vasıtasıyla beş duyu tarafından algılanması ve işlenmesini ifade etmektedir. Linguistic; kullanılan dil ve davranışlar, beyinde yeniden anlamlandırılan tecrübelere ait bilgilerdir. Programming; belirlenmiş hedeflere ulaşmak için insanların iletişimlerini ve sinir sistemlerini organize etmeleridir.
İş dünyasında değişimin temel unsuru olan çalışanların değişiminde kullanılan, NLP’ nin ‘Öğrenen Organizasyonlar” modeli 5 temel unsurdan oluşmaktadır:
- Kişisel ustalık: NLP beynin düşünme modelini ortaya çıkardığı için, bu modelde insan yaşamının bir bütün olarak kontrol edilebilmesine olanak sağlamaktadır. NLP davranışların oluşma sürecini anlamayı sağlamakta ve kişinin ruh hali değiştirilmektedir. NLP’ nin Design, Human Engineering denilen dalı bu konuyla uğraşmaktadır. Yani dışarıda hangi uyaran olursa olsun kişi kendini mutlu, huzurlu, sakin, kendine güvenli vs. Bunun ise iş dünyasındaki önemi büyüktür. Çünkü, bir kişinin kendini huzurlu hissettiği bir günde çıkardığı işle, kendini kötü hissettiği bir günde çıkardığı iş arasında olağanüstü farklar vardır. Ayrıca, önce kişinin sınırlayıcı inanç sistemi değiştirilmekte daha sonra değerler sistemi işinde başarılı olması için yeniden düzenlenmektedir. Arkasından kişinin kriterleri yükseltilmekte ve stratejiler verilerek kendi içinde tutarlı ve hedefe yönelik bir birey yaratılmaktadır. Bu ise motivasyonu arttırmaktadır. Son olarak kişinin yaşam misyonu bulunmakta ve işinin anlamı onun zihninde kendini gerçekleştirme fırsatına dönüştürülmektedir.
- Vizyonu paylaşma: Kişisel ustalık ve vizyonu paylaşma, birlikte, şirketin ürettiği sonuçların kalitesini oluşturmaktadır. Liderlik kişisel vizyonla başlamaktadır. Kişisel vizyon şu sorulara cevap aramaktadır: Neyi başarmak istiyorum? Nasıl başarmak istiyorum?, Benim için önemli olan ne? Organizasyonel vizyonda ise sorular şöyledir: Neyi başarmaya çalışıyoruz? Değerlerimiz ne? Sonuçlara nasıl ulaşacağız?, Değişimle nasıl başa çıkacağız?, Rekabette nasıl üstünlük sağlayacağız? Eğer kişisel vizyonla organizasyonel vizyon bir araya gelemezse işe yüreği katmak mümkün olamamaktadır. NLP’ nin “Visionary Leadership Skills” denilen bir kolu liderlik ve vizyon üzerine uzmanlaşmıştır. Burada başarılı liderlerin görsellik yetenekleri ve algı perspektiflerini nasıl kullandıkları incelen
- Takım halinde öğrenme: İletişim, kişinin kendisiyle iletişiminden takım içi iletişime kayınca herkesin gücünü aynı yöne yönlendirmek mümkün olmaktadır. Sonraki adım organizasyonel iletişimdir. Takım halinde öğrenme için takım üyelerinin algılamalarının benzer olmasına özen göstermek gerekmektedir. Aynı dili konuşan takımlar daha başarılı olmaktadırlar. Yine de bir takımda farklı düşünen birinin bulunması da bakış açısının çeşitliliği açısından iyidir. NLP’ nin özü iletişime dayandığı için takım iletişimlerini çok kısa sürede en üst seviyelere çıkarabilmektedirler.
- Zihinsel modeller: Şirketlerin de bilinçaltı vardır. Bunlar konuşulmayan, örtük kural ve inançlardır ve yazılı kurumsal kuralların çok ötesindedirler. Şirketlerin bilinçaltı, karar vericilerin bilinçaltı ve kurum kültüründen oluşur. Bunları değiştirmeden değişim yaratmak mümkün değildir. Burada şirketin değerlerini yeniden oluşturmak ve misyona uygun hale getirmek gerekmektedir. Daha sonra zayıflatıcı inançların yerine güçlendirici olanları, katı olanların yerine esnek olanları geçirmek gerekmektedir.
- Sistem düşüncesi: İş yaşamında sistematik olarak yapılan yanlışları ve çözümlerini incelemektedir. NLP bu çözümleri uygulamanın yollarını göstermektedir.
Nasıl bir hayat yaşayacağımız öncelikle kendimiz ve sonra insanlarla kurduğumuz iletişime bağlıdır. Yine buna bağlı olarak da tecrübelerimizi nasıl algıladığımızla ilgilidir. Kendimizle iletişim kurmak, bilinçaltımıza kulak vermek ve cesurca kendimize sorabildiğimiz sorulardan geçmektedir. Bilinçaltımız neye inanıyorsa onu bize göstermek için elinden geleni yapar, o yüzden önce kendimize -iş hayatı, özel hayat – ne istediğimizi, bizi mutsuz eden şeylerin ne olduğunu tespit etmek için sorular sormalı ve isteklerimizi yerine getirmek için ya da mutsuzluğumuzu ortadan kaldırmak adına bilinçaltımıza yerleşmiş engelleri aşmalıyız. Kendimize sorduğumuz sorular, kendimizi yaralamak ya da başkalarını suçlamak için sorulan “Neden ben? “ gibi bizi sadece uçuruma sürükleyecek sorular değil; iç dünyamızı iyileştirecek, geliştirecek sorular olmalıdır. Biriktirdiğimiz tecrübeleri de hata, pişmanlık, başarısızlık olarak görmek bize acı vermekten ve yaşanabilecek güzel ve başarılı günleri de kaçırmamıza neden olacaktır. Bu birikim, olgunlaşmayı ve aynaya baktığımızda gördüğümüz kişinin oluşmasını sağlayan süreçtir aslında. İç dünyamız huzurlu olduğu sürece; bu dilimize, davranışlarımıza, iş hayatımıza, özel hayatımıza da yansıyarak kendimize ve çevremize hayatı bir fırsat olarak görme şansı sağlayacaktır.
